MAKALELER
İslam Dini
İmam Gazali hakkında
İmam Gazali hakkında
İmam Gazali, İbn Teymiyye ve benzeri
yobazlar sayesinde yüzyıllar boyu insan aklına gem vurulmuş,
üretkenliği engellenmiştir. İslam'ın ilk verilerinin bile çok
daha gerilerine düşülerek, sadece hurafe ve yalanlara inanılmaya
başlanmıştır. Bu gün dini kurallar olarak tatbik edilen şeylerin
yaklaşık yüzde sekseni sonradan uydurulmuşlardır. Ve ne yazık
ki insanlar bu hurafeleri inancın gereği sayıp ve huşu ile yerine
getirmektedirler. 
Bu hurafe ve boş inançlar (bana göre
öncesi, sonrası ve tamamiyle din...) yukarıda zikrettiğimiz
Gazali ve benzeri kişiler sayesinde oluşmuştur. İnsanlar kendi
uydurdukları Hadis'lere sonradan tabi olup, sünnet olarak
uygulamışlardır. Geri kalmışlık ve sefalet Müslüman insanın
genlerine bile işlemiş ve tamamen kader olarak idrak edilmektedir.
Batı dünyası Mars'a insanlı seyahat planları yaparken, İslam
dünyası ayın ikiye bölünerek yere düşmesinden, Muhammed'in
etekleri arasından geçip, tekrar yukarı bir bütün olarak
çıkmasının hikmeti ile ugraşmaktadır. Anlatmaya çalıştıklarımız
parlak ve muazzam İslam medeniyetini açıklamaz, geri kalmışlığın
nedenlerini açıklar.
Hüccet-ül İslam sayılan Gazali,
aklın özgürlüğünü yok saymış, gökten indiği söylenen
hükümlere koşulsuz uymayı ve bunların dışında gerçek
olmadığını kabul ettirmeye uğraşmıştır. Alim olarak
nitelendirilen bu kişi, gericiliğin gelişmesinde onemli bir rol
oynamıştır. Allahtan gelen bilgilerin, akıl yoluyla elde edilen
bilgilerden daha üstün olduğunu soylemiş, bu sayede akli
verilerin din verilerine ters düşyüğü fikri ağırlık
kazanmıştır. Gazali AL-RİSALAT AL-LADÜNİYYA adlı kitabında bu
tür düşüncelerini aktarmış ve gerçekleri Kuran dışında
arayanların dinsiz olduklarını soylemiştir.
Gazali'nin
KİMYA-İ SAADAT adlı kitabının bir bölümünde neler
anlattığını, ne kadar önemli bir alim olduğunu ve ne kadar
gerekli işlerle uğrastığını gözler önüne seren, ibret dolu
yazısını okuyoruz:
"Müslüman kişi abdest yapacağı
zaman mümkuüse bir duvarın, yüksek bir yerin arkasınadır.
Oturmadan avret yerini açmamalıdır. Yüzünü güneşe ve aya
dönmemelidir. Kıbleye arkasını çevirmeli, yüzü de kıbleye
gelmemelidir. Ancak bir binada olursa caizdir. Fakat en iyisi sola
veya sağa almaktır. Durgun suya su dökmemelidir. Meyva ağacının
altına abdest bozmamalıdır. Otururken sol ayağına dayanmalıdır.
Helaya girerken sol ayakla, çıkarken sağ ayakla başlamalıdır.
Üzerine Allahu Teala'nın ismi yazılı hiçbir şeyi açıkta
bırakmamalıdır. Başı açık helaya girmemelidir. Helaya girerken
şu duayı okumalıdır 'maddi ve manevi pisliklerden ve şeytandan
Allah'a sığınırım'. Çıkarken de 'yarayışlı maddeleri
alıkoyup yaramayanları benden uzaklaştırmak lütfunu bahşeden
Allah'a hamd ederim'. Temizlenme işine gelince, üç kerpiç
parçasını yahut düzeltilmiş üç taşı büyük abdestten önce
alır. Kaza-yı hacet bitince sol eliyle alır ve necaset olmayan
yerden başlayıp necaset olan yere sürer ve orada dondurur ve
necaseti bulaştırmadan kaldırır. Böylece üç taşı kullanır.
Eğer temizlenmezse iki taş daha kullanır. Böylece kullanılan taş
sayısının tek olmasına dikkat eder. Sonra düz bir taşı sag
eline alır, zekerini sol eliyle tutar, o taş üzerine üç defa
sürer, yahut duvara üç ayrı yere sürer. Sol eli hareket eder sağ
eli değil. Fakat en iyisi taştan sonra su ile de yıkanmaktır.
Suyu kullanmak istediği zaman sağ eliyle su döker sol eliyle
temizlenir. Hiç necaset kalmadığını anlayıncaya kadar devam
eder. Bunun gibi küçük abdestten sonra temizlenirken, elini üç
defa zekerin altına koyup sallar ve üç adım yürür, üç defa
öksürür. Bundan daha fazla kendine eziyet vermemelidir. Yoksa
şüpheye vesveseye düşer. Bunları yapar ve bundan sonra her zaman
istincayı müteakip üzerinde bir yaşlık olduğunu zannederse,
donuna su serpsin ve yaşlık bu sudandır desin. Peygamber efendimiz
(S.A.V.) vesvese edenler için böyle buyurmuştur. İstincayı
bitirince elini duvara, yahut toprağa sürer, sonra yıkar. Boylece
hiç koku kalmaz. Küçük abdest esnasında 'Allah'ım kalbimi
nifaktan temizle, fercimi fuhuştan koru' demelidir."
Görüldüğü
gibi özet halinde getirdiğimiz bu yazıda, İslam dünyasının bu
büyük alimi, insanların yakasını tuvalette bile bırakmamaya
büyük özen göstermektedir.
Gazali ve Gazali gibi alimlerin
(daha doğrusu insanlık düşmanlarının) bu muazzam düşünceleri,
sonraki alimler(?) tarafından geliştirilmiş ve inanırlar cehalet
ve hurafeler içinde boğulmuşlardır. Dindarların hiç okumadan,
araştırmadan körü körüne bu insanları saygı değer
bulmalarının önüne ancak eğitim ile geçilebilir. Biz aydınlara
düşen görev ise her ortamda bunları ortaya koymak, insanları
düşünmeye sevketmek olmalıdır. Ancak bu şekilde din(ler)in
hakimiyeti kırılarak, özgür irade ve özüur aklın kullanımı
sağlanabilir.
Gazali her ortamda anlatılması, ifşa
edilmesi gereken biridir. İnsanlığı karanlığa götürmekten
başka hiç bir işlevi olmamıştır. Üstelik bunu bir çok pozitif
bilimi inceleyerek yapmıştır, yani kara cahil degildir. Yunan ve
İslam filozoflarının eserlerini okumuş, bunları yakından
tanımaktadır.
İnsanlık alemi Tanrılardan Gazali'den
binlerce yıl önceden başlayarak etkilenmiş olmalsına rağmen,
bilimsel çalışma ve araştırmaları asla bırakmamışlardır.
Binlerce yıl sonra gelen Gazali ise bilimi reddedip, gökten inmiş
olduğu söylenen hükümlere uymanın dışında diğer gerçekleri
reddetmiştir. Ondan önceki ve çağdaşı olan yüzlerce düşünür,
Tanrı düşüncesine rağmen bilimsel çalışmalara ara
vermemişken, Gazali hepsini tümden reddetmiş ve reddedilmesine
öncülük etmiştir. Fakat insanlık böylesi İNSANLIK DüŞMANLARINA
rağmen gelişimini sürdürmeye devam etmiştir.
Gazali'nin
EL-MÜNKIZİ MİN-AD-DALLAL adlı kitabından alıntılar:
Nihayet
oradaki aldatmalara, tezvirlere, hakikat ve hayallere şek ve şüpheye
mahal kalmayacak surette vakıf oldum. Şimdi felsefecilerin ve
ilimlerinin hikayesini bende dinle. Bunların bir kaç sınıf
olduğunu, ilimlerinin de bir kaç kısımdan ibaret olduğunu
gördüm. Bütün bu sınıflar; eskilerle daha öncekiler,
sonrakilerle evvelkiler arasında, hakikatten uzak ve yakın olmak
hususunda büyük fark bulunmakla beraber hepsi küfür ve ilhat
(batıl mezhebe inanmak) damgasını taşırlar.
İSLAM FELSEFECİLERİNİN
SINIFLARINA VE HEPSİNDE KUFUR DAMGASININ BULUNDUĞUNA
DAİR;
İslam'da felsefeciler; fırkaları çok, mezhepleri muhtelif
olmak üzere üç kısıma ayrılırlar: Dehriler, tabiiler,
ilahiler.
Birinci sınıf DEHRİLER'dir. Bunlar en eski
felsefecilerden bir taifedir. Kainatın tedbirli, alim, ve muktedir
bir yaratıcısı bulunduğunu inkar ettiler, alem öteden beri
kendiliğinden böylece mevcuttur, bir yaratıcısı yoktur. Hayvan
meniden vucuda gelir. Meni de hayvandan hasıl olur. Öteden beri
böyledir ve böyle gidecektir; dediler. Bu kısım felsefeciler
zındıktırlar.
İkinci sınıf TABİİ'lerdir. Bunlar
bir zümredir ki en çok tabiat aleminden, hayvanların ve nebatların
acaibinden bahsettiler. Cenabı Hakkın çok hayret verici
sanatlarını ve yüksek hikmetlerini gördüler. Fakat tabiiler
tabiattan çok bahsettikleri için, hayvani kuvvetlerin kıvam ve
Kemal üzere bulunmasının büyük tesiri olduğuna vakıf oldular.
İnsandaki kuvvet-i akıl'nın mizaca tabi olduğunu zannetiler ve
mizacin bozulmasıyla o da bozulur, yok olmuş bir şey tekrar
varolmaz dediler. Bu yüzden bunlar 'nefs olur bir daha canlanmaz'
fikrine sahip oldular ve ahiret yoktur dediler. Cenneti, Cehennemi,
kıyameti ve hesabı inkar ettiler. İbadet için sevap, günah için
azap olacağını kabul etmediler. Gemsiz başı boş kaldılar,
hayvanlar gibi şehvete daldılar. Bunlarda zındıktırlar. Bunlar
Allaha sıfatına inansalar da ahireti inkar ettiler.
Üçüncü
sınıf İLAHİ'lerdir. Bunlar daha sonra yetişen felsefecilerdir.
Bunların hepsi yukarıdakı iki sınıfı reddettiler. Bununla
beraber onların kufur ve biad sayılan bazı fikirlerini kabul
ettiler. Kendilerini o gibi fikirlerden uzaklaştıramadılar. En
önemli filozof Aristo'dur. İbn-i Sina ve Farabi Aristo'nun ilmini
bize en güzel nakletmişlerdir. Baskalarının naklettikleri hep
hatalı ve karışıktır. Okuyanların zihni karışır anlayamaz.
Aristo'nun bütün felsefesi üç kısma ayrılır; bir kısmı küfre
gider, bir kısmı biat sayılır, bir kısmının da asla inkarı
icap etmez.
RİYAZİYE (MATEMATİK)
Riyaziye;
hesap, hendese ve heyet ilimlerinden ibarettir. Bunların hiç
birinde ne müsbet, ne de menfi cihetten dine taaluk eden bir cihet
yoktur. Bunlar akli delillerle ispat olunan şeylerdir. Anlasılıp
öğrenildikten sonra inkara mahal kalmaz. Fakat bunlardan iki
fenalık doğmuştur. Birincisi şudur: bu ilimleri mutaala eden
kimse oradaki incelikleri ve delilleri hayret ve taacüp ile
karşılar. Bu yüzden felsfecilere karşı içinde takdir hissi
uyanır. Zanneder ki felsefeclerin bütün ilimleri açık olmak ve
kuvvetli delile dayanmak hususunda bu ilim gibidir. Sonra
felsefecilerin bu küfürünü, Allah'ı inkar ettiklerini,
maneviyata kıymet vermediklerini şundan bundan işitir, sırf
onları taklit etmek sebebiyle kafir olur. Kendi kendine "din
hak bir şey olsaydı, riyaziyeyi bu kadar incelemiş olan bu büyük
adamlarca malum olurdu, gizli kalmazdı" der, onların küfürünü,
inkarını işitince dini inkar etmenin doğru olduğuna kanaat
getirir. Başka hiç bir dayanağı olmadığı halde , yalnız böyle
bir düşünce ile doğru yoldan çıkan nice adam gördüm.
Bazan
bunlar başka ilimlerde de cahil ve ahmak durumuna düşerler.
Eskilerin riyaziyata ait sözleri delilleri vardır. Fakat ilahiyatta
tahminidir. Bunu ancak tecrübe eden, onunla meşgul olan anlar.
Bu
sebeple bu ilimlerle fazla meşgul olanları men etmek vacip olur.
Çünkü bu ilimler dine taaluk etmezler. Ancak felsefecilere ait
ilimlerin başlangıcı olduğu için, felsefecilerin fenalığı ve
uğursuzluğu, okuyana sirayet eder. Bununla fazla uğraşanlar
içinde dinden çıkmayan, takva gemini başından atmayan pek az
kimse vardır."
Gazali aslında bir çok şeyden
haberdardır, bir kara cahil değildir. Fakat bunların hepsini
reddetmiş, İslam'ın getirmiş olduğu karanlığı daha da bir
karartmıştır.
Duyurular
10.13.2011
Yıllardır Türkiye'den erişime kapalı olan ateizm.org domain adresimizin yasağı resmi olarak kalkmıştır. Fakat TTNET kullanıcıları hala erişimde sorun yaşayabilmektedir. Bazen aynı kişi bir gün bu domain'e erişip, ertesi gün erişememektedir. Yasağın TTNET'in DNS server'larından doğru dürüst kaldırılamamış olmasından kaynaklandığını zannettiğimiz bu teknik sorunun çözümü için uğraşmaktayız.
01.18.2011
Cumhuriyet gazetesi, ateizmin geçmişten bugüne yolculuğunu, ateistlerin gerçek ve sanal âlemde yaşadığı sorunları ateizm.org yöneticisi Aydın Türk'le konuştu: Cumhuriyet Gazetesi Röportajı
01.12.2010
Edip Yüksel ile Ateistforum'da "İslam ilahi midir, insan yapısı mıdır?" konusunda yaptığımız tartışma: İslam ilahi midir, insan yapısı mıdır?
Facebook'da Bize Katılın
Haberler
Kullancı girişi
Linkler
PergelMonday, 27 December 2010
Bilim Felsefe Din
Sunday, 24 April 2011
Mucize Yalanları
Sunday, 24 April 2011
Özgür Bilen
Monday, 27 December 2010
İslamiyet Gerçeği
Monday, 27 December 2010
Kloroben
Monday, 27 December 2010
Panteidareh
Monday, 27 December 2010
Cevaplar
Monday, 27 December 2010
Sargon
Monday, 27 December 2010
Şüpheci Melek
Monday, 27 December 2010
03:29 2. Ateistforum Tanıtım 2
05:07 3. Dawkins Der Ki
02:05 4. Peri Masalı İnançlar
00:38
03:00 6. İnternetine Sahip Çık
00:30 7. Çöldeki Saat ve Gözün Evrimi
02:57 8. Geçiş Formları
03:36
09:24 10. Yaratılış Okullarda Öğretilmemelidir
05:12 11. Gözün Evrimi
04:52 12. İnancın Güvenilirliği
08:25







